Bazı Tutukluların Milletvekili Gösterilmesi ile ilgili basın bildirisi

Avukatlar Dayanışma ve Hukuk Araşturmaları Başkanı

Av. Uğur YETİMOĞLU nunu

bazı tutukluların Milletvekili adayı gösterilmesi ile ilgili basın bildirisi.

Kamuoyuna    

Bazi tutuklu sanıklarının Milletvekili adayı gösterilmesiyle ilgili hukuki değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaşmayı hukukçu sorumluluğumuzun gerektirdiği bir görev sayıyoruz.

Yasalarımıza göre seçilme koşullarını taşıyan bir tutuklunun Milletvekili adayı olması mümkündür. Ancak seçilmeleri halinde Yasama dokunulmazlığından yararlanabilmeleri, dokunulmazlık kapsamı dışında bırakılan hallerden birinin varlığı halinde mümkün değildir.

Bilindiği gibi Anayasanın 83 maddesinde ki düzenleme, milletvekillerinin meclis çalışmaları, oy, söz ve düşüncelerinden ötürü yasama sorumsuzluğunu ve ceza kovuşturmalarına karşı yasama dokunulmazlığını öngörmüştür.

Yasama dokunulmazlığı hükmüne göre, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. 

Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. 

Yasama dokunulmazlığı koruması milletvekilliği sıfatının kazanılmasıyla başlayıp kaybedilmesiyle sona erdiğinden, seçimler sırasında tutuklu bulunan kişilerin de milletvekili seçilmeleriyle dokunulmazlıktan faydalanmaları gerekir. 

Kanaatimize göre, Anayasa madde 83’te belirtilen dokunulmazlık kapsamı dışında bırakılan hallerden birinin varlığı halinde milletvekili seçilen kişinin tutuklanmasına karar verilmesi için Meclis kararına gerek yoktur, tutuklama kararının meclise bildirilmesi yeterli olacaktır. 

 

 

 

BDP Milletvekili Sayın Sabahat Tuncel ile ilgili uygulamada, mahkemenin “Milletvekili sıfatının kazanılması gerekçesi ile verdiği tahliye kararına Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz Anayasanın 14.maddesi çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu haklı bulunarak kabul edilmiş ve daha sonra tutukluluk sebeplerinin ortadan kalkması gerekçesiyle ikinci bir tahliye kararı verilmiştir.  . 

 Şu anda Özel Yetkili Mahkemelerin yapısı dikkate alınırsa, mevcut mahkemelerin, benzer gerekçelerle dokunulmazlık nedeniyle tahliye kararı vermeyecekleri ve yeni bir kaotik hukuki tartışma ortamı yaşanacağı muhtemeldir. 

 Bu tartışma süreci, taraf olan Siyasi Partileri açık bir tartışma ortamına sürükleyecek ve halkı siyasi partilerin programlarını izlemek ve anlamak süreci olarak yaşaması gereken seçim atmosferinden uzaklaştıracaktır.

 Ayrıca bu durum başta CHP olmak üzere Siyasi Partilerin dokunulmazlıkları kaldırma söylemleri ile çelişmektedir.

 Bunun yanı sıra, ceza yargılamasında koruma tedbiri olarak düzenlenen tutuklama tedbirinin özel yetkili mahkemeler eliyle bir cezalandırma yöntemi olarak uygulandığı gerçeğine ve bu hukuka aykırılığa karşı asıl mücadele yine yargı süreci içerisinde bir hukuk mücadelesi şeklinde sürdürülmesi gerekir.

 Hukuka aykırı olduğu kesin olsa bile bir yargı kararını etkisiz hale getirmek sonucunu doğuracak bu olayın hep savunduğumuz yargı bağımsızlığı söylemiyle çelişen yargı sürecine dolaylı bir müdahale sayılacağı açıktır. 

 Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü gibi temel konularda çifte standart hukukçu sorumluluğumuz bakımından doğru bulmadığımız bir durum olduğundan değerlendirmelerimizi bilgilerinize sunmayı görev sayıyoruz.

Saygılarımla.                                                                                                                                                              

Av. Uğur YETİMOĞLU

AVUKATLAR DAYANIŞMA VE HUKUK ARAŞTIRMALARI VAKFI BAŞKANI


Print   Email